21-05-2018 | Bugünkü SONHABER
Kimse aç kalmasın..! Kimse aç kalmasın..!
Selimiye’de  ilk teravih Selimiye’de  ilk teravih
Müzeler Günü’nde ücretsiz Müzeler Günü’nde ücretsiz
El emekleri görücüye çıktı El emekleri görücüye çıktı
NAM SALMIŞ EDİRNE BADEMİMİ GERİ İSTİYORUM

Gerçi kara kışı görmedik ama baharı özledik. Havalar bahar tadında geçse güneş zaman zaman yüzünü gösterse de baharın tadı başka. Bahar deyince ilk akla gelen de müjdecisi erik ve badem ağaçlarının çiçekleri… Nasıl da taze bir koku sarar havayı. Gözleri dinlendirir, gönlümüze umut yükler. O çiçekler meyveye dönüşecek yani yaz bereketli gelecek. Çiçeğini gördüğümde içimi coşku ve sevinç kaplasa da ince bir sızıyı da beraberinde getirir. Çiçeği erken açtığı için donma ihtimali çok yüksektir, ya o güzelim çiçekler yanar ve ağaç o sene meyve vermezse... Karamsar düşüncelerden uzaklaşır ekşi tatlı çağlasının tadını duyarım, ağzım sulanır. Ama hani ya günümüzde badem ağaçları???

 

Bademi doladım bu aralar dilime.

 

Fransızcadan dilimize geçmiş bir kelime fenomen. Hayranlık uyandıracak kadar dikkat çekici olan şey veya kişi demek. Yurdum insanını tanımak için televizyonun bu tür programlarını takip ettim tatilde. Bolu mutfağını konu alan bir programda “Edirne” sözcüğü geçince daha bir ilgiyle izledim. Saray mutfağından lezzetleri tanıtan genç; bir tatlı için o Bolu değil, Edirne dedi. Sunucunun nereden anladınız sorusuna yanıtı basitti; içinde badem var. Bugün beğenilen Bebek badem ezmesi 19. Yüzyıldan beri bilinirken,  aslında 14. yüzyılda Sarayda, helvahânede çalışan Edirneli şeker ustaları bu lezzeti Saraya ve gelen konuklara sevdirmiştir. Osmanlı mutfağının spesiyallerinden mahmudiyye için bademin yine Edirne’den gittiği söylenir.

 

Yani badem bizim tarihsel lezzetimiz.

 

Çocukluğumda evlerimiz bahçeliydi; komşularda badem ağaçları vardı. Gülgillerden geldiği için olsa gerek uzun olmadığı halde dikenleri yüzünden o ağaca çıkmazdım. Alt dallardan tırtıklardık yeşil çağlaları. Erişkin olduğunda sertleşen yeşil kabuklar çatlar, -buyrun-der gibi dibine bırakıverir meyvesini.

 

Ülkemizin de anavatanı olduğu badem, buradan Akdeniz ülkelerine yayılmıştır. Bugün dünyanın bademi en çok üreten ve en çok ihraç eden ülkesi haline gelen ABD ancak 1800’lü yıllarda bademle tanışabilmiş. Hakkını vermiş ıslah etmiş, kaliteli ve verimli çeşitlerini geliştirmiş.

 

İstiyorum ki, Edirne artık bademi yeniden sahiplensin. Acıbadem kurabiyesi, badem ezmesi, bademli kurabiyesi, bademli pilavı… Osmanlı mutfağında söz sahibi olduğu gibi dünya mutfağı da onsuz yapamasın. Edirne tarihi geçmişi, doğal zenginliği ile turizm cenneti olma yolunda. Damak tadı için de tercih edilir olsun hatta -biraz uçayım- ABD bademi bizden alsın.

 

Edirne’de geç don olur, badem tomurcukları aldanır demeyin. Sera sistemiyle önlenebilir. Meyvelendikten sonra olan don olaylarında diğer ağaçların meyveleri zarar görürken bademin meyveleri zarar görmez. Bu önemli bir avantaj. Badem ağacı, taban suyunu sevmez. Toprağın drenajının iyi olması gerekir, demeyin. Bu yapıdaki toprakları gübre ile ıslah etmek zor değildir. Diğer ürünlerde meyve olgunlaştıktan sonra iki-üç gün içinde satmanız gerekir. Fakat bademde böyle bir zorunluluk yok. Bademi iki yıl gibi uzun bir süre depoda saklayabilirsiniz. Yani diğer meyve ağaçlarına göre riski azdır. Üstelik arıcılığın yapılması için de teşvik olur.

 

Acı badem içinde zehir saklar ama biz Edirneliler ölçüyü bilir onu tatlıya çeviririz.

 

Acıbademden çıkarılan yağ cilt için mucizeler yaratıyor. Edirne’yi ziyaretinden sonra Lady Montegü; “Burada tesadüf edilmez ki, kadın güzel olmasın” dememiş miydi? Belki Edirne kızlarının tarihe konu olan güzellikleri bademden geliyor. Gelecek nesillere de beslenme ile miras edilecek.

 

İç badem mutfakta, kabukları fırında yani çöp yok. Her şeyinden yararlanabiliyorsunuz. Üstelik kazık köküyle her yerde yetişebiliyor. Verimsiz araziler badem dikilerek değerlendirildiği zaman hem üretici hem de ülke açısından büyük bir gelir kaynağı olacak. Belediye başkanımızdan badem bahçeleri, Valimizden toprağımıza uyumlu cins badem fidesi istemekte haksız mıyım?

 


Aziz Nesin’in “Arkadaşım Badem Ağacı” şiiriyle; umutla noktalayalım. Hem yaklaşan “Sevgililer Günü”ne de bir önsöz olsun.

 

Sen ağaçların aptalı

Ben insanların

Seni kandırır havalar

Beni sevdalar

Bir ılıman hava esmeye görsün

Düşünmeden gelecek karakış.

Açarsın çiçeklerini.

Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...

Bir güler yüz bir tatlı söz.

Açarım yüreğimi hemen

Yemişe durmadan, çarpar seni karayel

Beni karasevda

Hem de bilerek kandırıldığımızı

Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza

Koo desinler bize şaşkın

Sonu gelmese de hiç bir aşkın

Açalım yine de çiçeklerimizi

Senden yanayım arkadaşım

Havanı bulunca aç çiçeklerini

Nasıl açıyorsam yüreğimi

Belki bu kez kış olmaz

Bakarsın sevdan düş olmaz

Nasıl vermişsem kendimi son sevdama

Vur kendini sen de bu güzel havaya



» TÜM YAZILARI  
09 Şubat 2018 Cuma, 10:54 YORUM YAP / OKU YAZICIYA GÖNDER ARKADAŞINA GÖNDER FACEBOOK'TA PAYLAŞ TWITTER'DE PAYLAŞ ÖNCEKİ SAYFA
   YORUMLAR
   YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:



   DİĞER YAZILARI
14.05.2018, 11:14 - ANNELER MELEKTİR
05.05.2018, 19:37 - HIDRELLEZ
09.03.2018, 16:37 - KADINLAR GÜZEL BİR DUADIR
14.02.2018, 11:21 - ESKİ BİR ÖYKÜ AMA HER ZAMAN YEPYENİ KALMASI MÜMKÜN
09.02.2018, 10:54 - NAM SALMIŞ EDİRNE BADEMİMİ GERİ İSTİYORUM
11.01.2018, 11:02 - 2018’E
19.12.2017, 11:12 - HAZIRLIKSIZ
20.11.2017, 12:21 - DÜNYA EVİNE GİREN ONURUMA
01.11.2017, 10:33 - Cumhuriyet 94 Yaşında
18.06.2017, 13:01 - BABALARA SEVGİ VE SAYGIYLA
Yazara ait tüm yazılar için tıklayınız   
PROVOKASYON
SONHABER 23 yaşında
ANNELER MELEKTİR
Esrarengiz seyahat
Kalp ağrısı
İslamda israf haramdır
GAVUR PARASI
Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi
© 2011
EdirneSonHaber.Net'in hosting hizmeti REFONA tarafından sağlanmaktadır.
xx